Prof. Dr. Hayrettin Kara 28-29 Nisan 2018 tarihinde Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde “Fenomenolojik Rüya Benliği Modeli” adlı konferansını gerçekleştirdi.

“Rüya, kendinden kendine giden yoldur.”

Konuşmasına ilk olarak genç terapistlerin rüya literatürünü karmaşık ve spekülatif bulmalarının sebebinin, psikoterapinin yüz küsur yıllık tarihinde işler ve etkin bir rüya modeli gerçekleştiremediğini itiraf ederek başlamaktadır. Bunun sebebini ise, kuramsal olanın her zaman gündemde olduğunu pratikte işlemeyen yöntemin ise eridiğini ifade etmektedir.  

Neden bunca yıldır parlak zihinler (Jung, Freud) işler model geliştiremediler ya da daha sonrakiler ya da bizler? Sorusunu sorarak konuşmasına devam ediyor.

 “Çünkü, Modern psikolojideki rüya kuramları iki yanlış varsayım üzerine kurulmuştur. Birincisi, rüyalardaki zihinsel etkinlik uyanıklıktaki zihinsel etkinlikten niteliksel olarak farklıdır. Aslında bu modern psikolojinin düşüncesi değildir. Bu kökleri Mezopotamya’ya kadar inen “geleneksel rüya görüşünün de” düşüncesidir.” Kara bu deyişle, insanlarca kabul edilen rüyaların farklı bir alem olduğu düşüncesinin köklü bir geleneğin ve modern psikolojinin de devraldığı bir geleneğin düşüncesi olmasını vurgular. “İkinci olarak, rüyalardaki zihinsel etkinliğin bilinçdışı olduğu düşünülmüştür. Bilinçdışının rüyaların kökeni olup olmadığına dair tartışma yürütmek nesnel açıdan zordur. Bu bir inanç gibidir haklılığınıda kanıtlayamazsınız haksızlığınıda. Bu varsayımı iki kanıt alanına dayanarak yanlış olduğunu söylüyorum. İlk olarak, son 60-70 yıldır rüyaların izlenmesi nörobilimin önemli konusu haline geldi. Ayrıca fenomenolojik çalışmalarda arttı. Bu çalışmaların ortak bir alanı vardır. Çalışmalar gösteriyor ki, zannedildiği gibi rüyalardaki zihinsel etkinliklerin uyanıklıktan çokta farklı olmadığını göstermeye doğru gidiyor. Dolayısıyla, rüyalar zannedildiği kadar inanılması olanaksız zihinsel etkinlikler değil. İkinci kanıt alanı ise benim kişisel deneyimlerime göre daha ikna edicidir. Doğrusu bende rüyaların başka bir alem olduğunu inanmayı sürdürmeyi isterdim çünkü bu daha büyüleyici ve hoş bir şey. Fakat yıllar içinde o kadar çok rüya dinledim ki yanılgıyı yavaş yavaş görmeye başladım. Rüyalar benim için daha yalındı daha basitti ama kişinin çok fazla doğrudan benliğiyle, kendiliğiyle alakalıydı. Yıllar içinde rüyaların uyanıklıktaki yaşantıya ne kadar benzediğini fark etmeye başladım. Basit gibi görünen şey önemliydi. Fenomenolojik rüya modeli dediğim model bu idi.”

 Rüya tecrübesini kavramlaştırmak isteyen Prof. Dr. Hayrettin Kara düşünsel anlamda ona en çok karşılık gelecek olan düşünce geleneğinin fenomenoloji olduğunu ve terapide fenomenolojik bakışı genel bir bakış olarak görmeye başladığını ifade etmektedir. “Fenomenoloji hem bir düşünce geleneğinin adıdır hem de bir yöntemin adıdır. Bilinçte açığa çıkan her şey fenomendir. Bu fenomenlere ulaşmak istiyorsanız o fenomenlerle ilgili yargılarınızı, inançlarınızı, ön bilgileriniz spekülatif ne var ise zihninizde bir tarafa bırakın. Eğer onlarla yaklaşırsanız onlarla tanımlarsınız fenomeni ve fenomeni gerçekten anlamış olmazsınız. Fenomeni ne ise o olarak görmek istiyorsanız ona ait bütün düşüncelerinizi paranteze almalısınız. Rüyalar bir benliğin kendini ifade etme biçimidir. Biz onlara kendi kuramlarımızla, inançlarımızla çarpıtmazsak ne ise o olarak bakarsak o zaten kendini ifade ediyordur. Fenomenolojik rüya benliği demiş oldum. Çünkü benlik tarzı model. Rüyaların aslında herhangi bir şifreli mesaj veya kapalı alana bilinç dışına hapsedilmiş dürtüler olmadığını görüyoruz. Sonuçta, rüyalar bir yaşantıdır. Bir yaşantının merkezinde ise her zaman bir özne bir benlik vardır. Rüyaları kendilik farkındalığı üzerine kurmak gerekir. Bütün rüyalar bir benlik merkezidir.”

Son olarak Fenomenolojik Rüya Benliği Modeli’nin terapide nasıl ele alındığını anlatan Prof. Dr. Hayrettin Kara dört aşama ile sözlerini sonlandırmaktadır.

 

*16-17 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü’nde ikincisini düzenleyeceğimiz Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde Prof. Dr. Hayrettin Kara “Psikoterapilerde Fenomenolojik Tutum ve Rüya Çalışmaları” başlıklı konferansıyla aramızda bulunacaktır. Şimdiden keyifli ve bilgi dolu günler geçirmenizi temenni ederiz.

 

*28-29 Nisan 2018’de gerçekleşen konferansın özet niteliğini taşıyan bu yazı Aleyna Er tarafından ele alınmıştır. Yazının telif hakları yayımlandığı Türkiye Psikoterapi Zirvesi’ne aittir bu yüzden yazı, internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve bastırılamaz.

İzinsiz kullananlara hukuki işlem başlatılacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir