Sigmund Freud “psikanaliz” kelimesini yazıya dökmesinin üzerinden tam tamına 123 yıl geçti.Ancak bizde bıraktığı etki ilk gün ki gibi.Peki bizi bu kadar etkileyen bu kelimenin içeriğine bir göz atalım…

Psikanaliz Nedir ?

Psikanaliz ruhsallığın değişik boyut, süreç ve katmanlarını inceleyen bir bilim dalı; ruhsal soru, sorun, arayış ve bozukluklar konusunda etkili bir tedavi tekniğidir.

Psikanaliz Nasıl Doğdu ?

Psikanalizin yaratılması ve yukarıdaki özelliklere sahip bir disiplin olarak kuruluşu Viyana’lı doktor Sigmund Freud tarafından gerçekleştirilmiştir. Sigmund Freud 1890’lardan 1939’daki ölümüne kadar psikanaliz üzerinde kuramsal ve teknik çalışmalarını sürdürmüştür. Bu süre boyunca psikanaliz bilimi sürekli bir evrim ve gelişme kaydetmiştir. Bu gelişim ve değişim, Freud’un ölümünden sonra onun bıraktığı bu çok değerli mirası sorumlulukla üstlenen ve Freud’un sağlam bir şekilde yerleştirdiği geleneğe sahip çıkan psikanalist kuşakları tarafından da sürdürülmüştür. Bunun sonucunda bugün bir asrı aşkın bir süredir insanlığın hizmetinde araştırmayı, yaratmayı ve sağaltmayı sürdüren ve bunları sınanmış yerleşik standartlarla gerçekleştiren bir psikanaliz disiplini vücuda gelmiştir.

Psikanaliz Nasıl Bir Tekniktir Ve  Neleri İçerir ?

Psikanalist ve onun analizinden geçen kişi (analizan) haftada en az üç kez olmak üzere seans gerçekleştirirler. Seanslarda analizan divanda uzanır. Psikanalist onun görüş açısının dışında bir yerde oturur. 45 dakika süren seanslarda analizanın tüm zihninden geçenleri, bir sınırlama, sansürleme ve gizleme olmadan “serbest çağrışım” şeklinde anlatması beklenir. Bu çağrışımlar psikanalitik çalışmanın malzemesidirler. Psikanalist ve analizanı bu çağrışımlarda ortaya çıkanlar üzerine beraberce çalışırlar. Bu etkinlik en genel anlamıyla bir yorumlama çalışmasıdır.

Psikanalizin öngördüğü ruhsallık modeline göre, insan zihni bilinçli, yarı-bilinçli ve bilinçdışı katmanlardan oluşur. Ruhsal sorunların önemli bir kısmı bilinçdışında bulunan çatışmalardan kaynaklanır. Bu çatışmaların bilinçdışında tutuluyor olması, onların savunmalarla bilinçten dışarıya atılmasıdır. Analizan divanda serbest çağrışımla konuştukça, bilinçli katmandan gelen düşünce, duygu ve imgeler kadar, yarı-bilinçlilikte belirmeye başlayan belli bazı çağrışımlar da dikkat çekmeye başlar. Bunlar bilinçdışında tutulanların türevleridir.

Bu türevlerin kendilerini ifade etmesine olanak sağlayan ortam psikanalizin sürekliliği ve yoğunluğu, yani arka arkaya çok sayıda ve sık aralıklı seans yapılmasıyla oluşur. Ayrıca çalışmanın toplam süresinin uzunluğu da unutulmamalıdır. Bu süre dört-beş yıl veya daha uzun zamanlardan oluşur. Bilinçdışının kendisini ifade etmesine imkân sağlayan ortamın başka önemli özellikleri psikanalistin anonimitesi (kimliği ve kişiliğinin çok açık ortaya konmaması), nötralitesi (tarafsızlığı) ve analizanın çocuksu istek ve gereksinimlerini doyurmaması yani perhiz ilkesidir. Bu özelliklerle belirlenen analitik ortamın sağladığı alanda ruhsallığının yarı-bilinçli ve dolayısıyla bilinçdışı malzemelerini, yaptığı şeyin bütünü ile farkında olmadan, ifade etmeye başlayan analizan, psikanalistin yorumlarının yardımı ile bilinçdışında tuttuklarına (özellikle çatışmasına) ve bunun sorunlarıyla olan bağlantısına içgörü kazanır.

 

Psikanaliz İle Kazanılanlar Nedir?

Psikanaliz öncelikle yaşam boyunca deneyimlenen ancak bilinçdışına itilenlerin hatırlanmasını sağlar. Bunun yanında, kısmen farkında olunan ancak bütünüyle hakim olunmayan anı, düşünce ve duygulara daha fazla hakim olunmaya başlanır. Analizan bu hatırlama ve bütünsel farkındalıklarla, iç dünyasında olup bitenler arasındaki bağlantıları ve bunların yaşamındaki olaylara, ilişkilere, tekrar eden sorunlara ve içinden çıkamadığı durumlara nasıl sebep olduğunu görmeye başlar. Bu kazanıma içgörü adı verilir. İçgörünün oluşumuyla, savunmalarla bilinçdışında tutulanların bilince kazandırılması gerçekleştirilmiştir. Bu çok önemli bir değişimdir çünkü savunmalarla bilinçdışında tutulanlar ortalıkta görünmeseler de, insanın ruhsallığını ve onun güdümündeki yaşamını etkilemeye ve hatta yönetmeye devam etmektedirler.

İçgörünün kazanımı, sadece farkında olunmayanların ve bilinçsiz tekrarların fark edilmesiyle oluşmaz. Bu sadece bir başlangıçtır. Bu fark edişlerin analiz odasında, çok yönlü ve tekrarlayan şekillerde çalışılması (buna psikanaliz dilinde “derinlemesine çalışılma” denir), öncelikle düşünsel olarak öğrenilenlerin, duygusal öğrenmelere dönüşmesini, sürekli ve kendiliğinden hale gelmesini sağlar.

İçgörünün kazanımıyla birlikte insan bu bilinçsiz belirleniş ve yönetiliş halinden kurtulmaya başlar ve kendi yaşamının direksiyonuna geçer. Süreç, bu özellikleriyle, bir ruhsal özgürleşme hamlesidir. Bu özgürleşme ile kişi kendi yaşamının öznesi haline gelir. Özne oluş’a giden süreçle, daha önce yaşamıyla ve kendisiyle ilgili şeylerin çoğunu dışarıda olup bitenler üzerinden tanımlayan, sorumluları ve sebepleri hep dışarıda görmeye meyleden, bir bakıma kendisini dış dünyanın nesne’si olarak kabul eden kişi, kendi öznel sebeplerini sahiplenmeyi ve bunların sonuçlarını kabul eder. Bu artık kendi sınırlarını, zayıflıklarını ve doğasını olduğu kadar dünya üzerindeki gerçekçi gücünü ve imkanlarını da kabul ediştir. Bu değişimle insan sınırsız hayallerinin, dünya ile ilişkisindeki kaçak-göçekliğinin, bahanelerinin ve kendini kandırmalarının onu mahkum ettiği mahrumiyetlerden kurtulup, kendi imkânları ve gücü ile gerçekçi doyum ve başarılara ulaşır. Artık mahrumiyetlerden kurtulmuş ve kendi seçimlerinin sonuçlarını ve sorumluluğunu üstlenerek özgürleşmiştir.

Sigmund Freud’u ve Psikanalizi daha yakından tanımanız için size üç önerimiz var;

1) Netflix belgeseli olan “Modern Dünyanın Dahisi” Freud bölümünü izleyerek Freud’un yaşamına göz atabilirsiniz.

2) Açık Radyo ekibinin “Didik Didik Freud” Podcast’lerini dinleyebilirsiniz.

3) 16-17 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü’nde gerçekleştirilecek Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde Yavuz Erten’nin müthiş anlatımıyla Maçkada buluşalım.

 

*Bu yazı Beykent Üniversitesi öğrencisi Melis Tekin tarafından hazırlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir