*28-29 Nisan 2018’de ilki gerçekleşen Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde psikoterapinin öncü isimleri Yıldız Teknik Üniversitesi, Davut Paşa Merkezi’nde ağırlandı. “Motivasyonel Görüşme: Neden, Ne Zaman ve Nasıl” tekniğin öncü ismi Psikiyatrist Prof. Dr. Kültegin Ögel ile gerçekleştirdiğimiz konferans Motivasyonel Görüşme Tekniğine giriş niteliği taşımaktadır.


Kültegin Ögel ambivalence’ın (çelişik duyguların olması) olduğu her yerde motivasyon görüşmelerinin yapılabileceğini ve ambivalence’ın (yapsam mı yapmasam mı ikilemi) hayatımızın her yerinde de olduğunu ifade eder. Temel nokta ambivalence olunca açık uçlu soruların sorulması kanaatindedir. Örneğin, eşinize “dün akşam yemek yedin mi?” sorusu yerine “dün akşam ne yaptın?” gibi açık uçlu soru sormak sorulan kişi hakkında daha fazla bilgi edinmemize sebep olur. Dün akşam x yemeğini yedim. Dün akşam arkadaşlarımla x lokantasına gidip x yemeği yedim, yemek güzeldi/kötüydü cevaplarını verdirmektedir.  Açık uçlu soru sormak bizlere çok kolay gibi gelse de o kadar kolay bir alan değildir. Açık uçlu soruların özelliği ise direnci kaybettiren ve zaman kazandıran sorular olmasıdır. Bu sayede bu tekniği kullananlar, danışanın beş altı tane konudaki görüşünü alabilir.
Ögel, ambivalance’ta bir diğer önemli noktanın ise yansıtma-dinleme olduğuna işaret etmektedir. Çünkü, ambivalence’ta en büyük sorunun karşılaştığımız direnç olduğunu ve yansıtma-dinlemenin direnci azalttığı ve dirence yol açmadığı tespit edilmiştir.

Motivasyon görüşmelerine başlanıldığında süreç üç aşamayla ele alınır; dirençle çalışılma, değişim konuşması yapılır, iyileşme sürecine olan bağlılığı artırmaya çalışılır.

Direnci halk arasında “inat” olarak nitelendirebiliriz. Buna örnek verecek olursak eğer, sigara tüketen birinin sigarayı bırakmasını ve sağlığına zarar verdiğini ifade ettiğimizde alacağımız tepki hayır ben sigarayı seviyorum olur. Bize peki insanlar ne zaman inat ediyorlar veya ne zaman ikna olmama konusunda direniyorlar sorularını sordurtan Ögel, araştırmalara dayanarak şöyle cevap vermektedir: “Eğer karşınızdaki, kişinin kimliğine yönelik bir girişimde bulunuyorsa direnç ortaya çıkacaktır. Motivasyon görüşmelerinin amacı ise kişiye bu senin hayatın ve buna karar verecek olan sensin görüşünü yansıtmasıdır. Dolayısıyla, kişinin kişiliğiyle oynamıyoruz oynamadığımız içinde direnç görmüyoruz.” Motivasyon görüşmelerini ebe-doğum ilişkisini terapist-hasta ilişkisine benzeten Ögel, ebelerin doğurttuğunu, kendisinin doğum yapmadığına ve hastanın doğurmasına yardım ettiğine dikkat çeker. Motivasyon görüşmelerinde de hastanın kendisinin doğurması gerektiğine ve ambivalenca’tan çıkışın olması için terapistin hastanın kimliğine zarar verecek durumlardan kaçınması gerektiğine dikkat çekmektedir. Direncin çıktığı yerlerde ise terapistin kendini sorgulaması gerektiğini düşünmektedir.

Motivasyonel Görüşme’de Terapistin Tutumu

Terapistin tutumu süreç içerisinde çok önemlidir. Madde bağımlısı hastalarda yapılan çalışmada yüksek empati kuran terapistlerin hastalarında ciddi derecede iyileşme gözükürken, düşük empati gösteren terapistlerin hastalarında tekrardan madde kullanımına başlama oranı yüksektir. Empatinin tedavi edici özelliği vardır. Fakat “hıhı, anlıyorum” laflarıyla empati gösterilmez. Empati, empatik atmosferi gerektirmektedir. Motivasyon görüşmelerinde ilgi ve anladığını göstermek, terapistin enerjik biçimde ifadesini göstermesi, destekleyici ve sıcak yaklaşım göstermesi, hastaların duygularını yansıtmak, kabul edici ve anlayışlı davranmak empatik atmosferi bize sunmaktadır. Empatide danışanınıza anlıyorum demenin ötesinde anladığınızı yansıtmanız gerekir. Bununda en önemli yolu yansıtma-dinlemedir. Yansıtma-dinleme sayesinde danışanınıza otonomi kazandırmış olursunuz. İçerik ve ses tonu ise yansıtma-dinlemenin anahtarıdır.  

Değişim Döngüsü

Birinci aşamada kişi içinde bulunduğu durumun kendisi için önemli olduğunun farkında değildir. Kişinin “Sigaranın bana zararı yok ki ben istediğim zaman bırakıyorum.” dediği aşamadır.
İkinci aşama “Evet bu sigara zararlı ama bırakmak istemiyorum.” farkındalık aşamasıdır.
Üçüncü aşama ise “Ben sigarayı bırakmak istiyorum ama şimdi değil.” karar verme aşaması.
Dördüncü aşama “Ben sigarayı bırakma kararı verdim ve bugün bıraktım ama yarın içebilirim.” eylem aşaması.
Beşinci aşama “Ben sigarayı bıraktım ve bir-iki aydır sigara içmiyorum.” sürdürme aşaması.  
Altıncı aşama ise “Ben bıraktım ama dün dayanamadım bir tane sigara içtim.” eski hale dönme aşamasıdır.  
Döngüde önemli olan şudur; biz döngünün neresinde olduğumuzu bilirsek müdahaleye oradan başlayabiliriz. Ambivalence farkındalık döneminin öncesinde ya da sonrasında önemlidir. Eylem döneminde ambivalence’ı sürdürmemize gerek kalmayabilmektedir.

Değişim konuşması

Ambivalence’ı olan bir kişinin belli bir süre sonra değişim konusunda bazı şeyleri söylemeye başlamasıdır. “Ben sigarayı çok seviyorum.” cümlesi yerine “Sigarayı bırakmam lazım da nasıl bırakacağımı bilmiyorum.” cümlesi değişim konuşmasıdır. Değişim konuşması terapist sayesinde olur. Bu noktada önemli olan değişim konuşması çıkmadan terapistin yönlendirme yapması, danışanın ambivalence’ta kalmasına neden olur. Bu yüzden, terapistin çok dikkatli olup değişim konuşması danışanda çıkmadan yönlendirme yapmaması daha doğru olur.

 

*16-17 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü’nde ikincisini düzenleyeceğimiz Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde Psikiyatrist Prof. Dr. Kültegin Ögel “Motivasyonel Görüşme Tekniği” başlıklı konferansıyla aramızda bulunacaktır. Şimdiden keyifli ve bilgi dolu günler geçirmenizi temenni ederiz.

*Konferansın özet niteliğini taşıyan bu yazı Aleyna Er tarafından ele alınmıştır. Yazının telif hakları yayımlandığı Türkiye Psikoterapi Zirvesi’ne aittir bu yüzden yazı, internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve bastırılamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir