Psikoterapinin öncü isimleri Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde buluştu. 28-29 Nisan 2018 tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi, Davutpaşa Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirvede, Prof. Dr. Gonca Soygüt Pekak, ‘‘Şema Terapi’’ konu başlığıyla yaptığı sunumla yerini aldı.

‘‘Şema terapi, yollar tıkandığında başka yollardan gitmektir.’’ cümleleriyle sunumuna başlayan Soygüt, Şema Terapinin bilişsel, yaşantısal, davranışsal ve ilişkisel yönleri; tüm ana akım yaklaşımlarını birleştiren bütünleştirici bir terapi yaklaşımı olduğuna işaret etmekte, temelinin bağlanma kuramına dayalı olduğunu vurgulamaktadır. Modelin en önemli noktasının bağlanma temelli, temel duygusal ihtiyaçlar üzerinden bireyleri anlamak olduğuna işaret  eden Soygüt, Şema Terapinin aynı zamanda gelişimsel bir terapi yaklaşımı olduğunu ve gelişimsel düzeyde çocuğun temel güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması üzerine değerlendirmeler yaptığını vurgulamaktadır.

Young’a göre, diğerlerine güvenli bağlanma, gereksinim ve duygularını ifade özgürlüğü, kendiliğindenlik ve oyun, hareket özgürlüğü, yeterlilik ve kimlik algısı, gerçekçi limitler ve öz denetim olmak üzere çocuğun 5 temel gereksinimi olduğuna işaret eden Soygüt, ebeveynle ilişkiler ve yaşam öyküsü yolunda gitmediği zaman, erken çocukluk döneminde, temel duygusal ihtiyaçlarımızın karşılanmaması ve bu alanlarda bozulmaların meydana gelmesiyle, ayrılma ve dışlanma, başkalarına yönelimlilik, aşırı duyarlılık, baskılanma, zedelenmiş sınırlar, zedelenmiş otonomi gibi bozuklukların ortaya çıkacağına ve şemaların bu bozulmaya bağlı kalıpların yaşam boyu sürdürülmesi olduğuna işaret etmektedir.

Şemanın kazanılmasında ebeveynlik stillerinin önemine işaret eden Soygüt, çocuğun ihtiyaçlarının bakım gördüğü kişiler tarafından karşılanmaması ve gereksinimlerinin zedeleyici seviyede engellenmesi anlamına gelen ihmal, çocuğun darbelenmesi, kurbanlaştırılması ve travmatize edilmesi anlamına gelen istismar, çocuğun pohpohlanması, şımartılması, iyi şeylerin aşırı verilmesi olarak tanımlanan aşırı koruma olmak üzere üç ebeveynlik stiline işaret etmekte, ebeveynle ilişkiler ve yaşam öyküsü yolunda gitmediği zaman şemalarda bozulmalar ortaya çıkacağını vurgulamaktadır.

Şema terapide öykülerden gitmenin önemine vurgu yapan Soygüt, yetişkin olarak görülen danışanın arkasında bıraktığı çocuğun öyküsünü incelemenin terapide önemli yol göstericilerden biri olduğuna işaret etmekte, öykülerin mod adı verilen farklı kimlik ve tarafların gelişimindeki önemine vurgu yaparak öykülerden modlara gitmenin, bu modlarda öyküleri görmenin Şema Terapideki önemli noktalardan biri olduğunu belirtmektedir.

Modların Dissosiyatif Kimlik Bozukluğundaki alterlerin karşılığı olarak kullanabileceğimiz yapılar olduğuna işaret eden Soygüt, her birinin kendi içerisinde ayrı kimlikler olarak geliştiğini ve bireylerin geldikleri noktaları belirleyen kimlikler olduğunu vurgulamakta, kırılgan ve yalnız çocuk modunun Şema Terapide ulaşılmak istenilen çocuk modu olduğunu, hiddetli çocuk modunun özellikle adli vakalarda görülen çocuk modu olduğunu belirtmektedir. Bağımlı çocuk modu, şımarık çocuk modu, doğal çocuk modu gibi pek çok farklı mod olduğuna işaret eden Soygüt, çocuk modlarının yetişkin dünyamızda, hepimizde var olan modlar olduğunun altını çizmekte, gelişimsel öyküye göre, bu modların kendi içerisinde farklı bireylerde, farklı biçimde ortaya çıktıklarını belirterek gelişimsel öyküde her şey yolunda gittiği takdirde mutlu, doğal çocuk modunun daha yaygın olabileceğini veya terapistin Şema Terapide mutlu doğal çocuk modunu ortaya çıkarmaya çalışacağına işaret etmektedir. Diğer modların da, özellikle talepkar, eleştirel, cezalandırıcı gibi ebeveyn modlarının da çok önemli değişim süreçlerini içerdiğini belirten Soygüt, bunların hepimizde var olan modlar olduğunun altını çizmektedir.

Şema Terapinin doğal çocuğa ve sağlıklı yetişkine yaklaşmak olduğunu belirten Soygüt, her yaklaşımda olduğu gibi Şema Terapide de farklı teknikler kullanıldığına işaret etmekte, bilişsel yollar kullanılırken, bir durumdan etkilenerek gelmiş olan danışanın yanında olunması gerektiğine vurgu yaparak, danışanın başından geçen bir olayın geçmişte yaşanmış bir olay ile benzerlik göstermesi durumunda: “Bu sahne geçmişte yaşanmış bir sahneye çok benziyor. Senin anlattığın bu sahnede, aslında arkada bu çocuklardan biri aktive oldu. Dolayısıyla bu şekilde hissetmekte haklısın. Fakat şimdi, yetişkin dünyasında biz bu sahneyi sana iyi gelecek bir biçimde nasıl değiştirebiliriz?” şeklinde bir dönüt verilebileceğine işaret etmekte ve empatik yüzleştirmenin önemine vurgu yapmaktadır.

Yaşantısal yolların Şema Terapinin en can alıcı süreçlerinden biri olduğuna işaret eden Soygüt, çok farklı yöntemler olduğunu belirtmekte ve imgelemenin temel yöntemlerden biri olduğuna işaret etmektedir. Şema Terapideki sandalye taktiklerinin Gestalt Terapisinden oldukça önemli bir biçimde farklı kullanıldığını belirten Soygüt, bütün modların aynı anda farklı sandalyelere oturtulduğu, Şema terapistinin de bir sandalyede oturduğu ve sandalyeler arası diyaloglar veya Şema terapistinin iyi gelmeyen ebeveynlik üzerinden vakanın anne veya babasıyla sert diyaloglara girmesinin çok çarpıcı, modeli gerçekten postmodern bir çizgiye koyan ve son derece etkili sonuç veren orjinal özgün tekniklerinden biri olduğuna işaret etmektedir. İyi gelmeyen sahnelerde takılı kalmış çocukları almak, alabilmek için o sahnelere birlikte girilmesinin, oradaki senaryonun tümden değiştirilmesinin, güvenli bağlanmanın sağlanabileceği senaryonun yeniden inşa edilmesinin önemi vurgulanmakta, kişinin kendisine iyi ebeveynlik yapamadığına işaret edilerek Şema Terapide kişinin tekrar tekrar çocukluğunun sahnelerini yaşamamasını sağlamanın önemine işaret edilmektedir. Terapist, Şema Terapi sırasında danışanın şu anının öyküsünü değiştirmektedir.

Şema Terapide, davranış değişiminin en sonda gelmekte olduğunu belirten Soygüt, kökeni kurutmadan, anlamadan, çocuğun öyküsüne girmeden, ona empatik yüzleştirme yapmadan ve öyküleri yeniden senaryolaştırmadan bu değişimin yaratılmasına imkan olmadığına işaret etmektedir.

Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleşen Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde farklı ekoller üzerine uzmanlaşmış 31 profesyonel isim, psikoterapi alanında yapılan çalışmaları her yönüyle değerlendirerek birikimlerini aktardılar. Kısa sürede sağladığı çok çeşitli bilgi aktarımı sayesinde alana ilgi duyanlara büyük bir fırsat sunan Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde konuşmacılar ile katılımcılar, paneller ve atölyeler eşliğinde bol etkileşimli bir atmosferde buluştu.

Bu yıl da Gonca Soygüt Pekak ‘‘Psikoterapi Araştırmaları Penceresinden Etkili Psikoterapistlik’’ konu başlığıyla 16-17 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü’nde gerçekleştirilecek Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde yer alacak.

 

* Bu yazı İstanbul Şehir Üniversitesi öğrencisi Sümeyra Hafızoğlu tarafından düzenlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir